Ve Şimdi Uyan!

Ve Şimdi Uyan!

İnsanoğlu ve yaşam, an be an kendini geliştiren bir döngü ile varlığını sürdürür. Bu gelişim içinde en önemli nokta kendini keşfetmesidir. “Kendini, bedenini, bilincini geliştirmeye çalışırken kişi, her yeni buluşunda yeni ufuklara doğru yol alır” diye düşünürüz değil mi?

Teknoloji, bilim, ilim, inanılmaz konularda inanılmaz araştırmalar yapılıyor, 2. Dünya savaşı ve sonrasında. Daha da inanılmaz olanı insanoğlu kendini araştırırken bulduğu sonuçların birçoğunu, halk dediğimiz diğer insanlarla paylaşamaması. Hele ki insanın bilincini idare edebilecek sonuçlara giden araştırmaların (top secret) saklanması… Kişiliğimizi bile yok edebilecek birçok bilinçsel ve bilimsel araştırmaların üstümüzde nasıl kullanıldığından ve sonuçlarından birçoğumuzun belki haberimiz oluyor, belki olmuyor.

Bu denemelerin hemen hepsi 3. Dünya ülkeleri denilen biz ve özellikle de bizim gibi Müslüman ülkeler üstüne ve Afrika ülkelerine yapıldığı söylenir. 1980’lerdeki Aids hastalığının Afrika’nın en ücra köşelerinden başlayıp dünyaya yayılmasını sooteymangabey cinsi maymunlara bağladı bilim adamları. Sanki o zamana kadar orada maymunlar yenilmiyormuş ve bağışıklık sistemini çökerten virüs evrimleşmesi tam da o zamanlara dayanmış. SIV tipinden HIV’in evrimleşmiş ve bilinen ilk vakaları 1955 ile 1960 arasında görülmeye başlamıştır. Bu tarihler Sovyetler’in geliştirdiği düşünülen biyolojik silahları ve beyin yıkama yöntemlerini örnek alan ABD nin, 1947 yılında CIA’yi kurmasıyla bir dizi zihin kontrol projesinin ilkini başlatıp, insanın beden-bilincinin kontrolü üstüne yaptığı çalışmaların yoğunlaştığı döneme dayanıyor. O zamanlarda bulunan bazı basit teknikler nedense sonradan bizlere NLP ve diğer başka beyin kodunu değiştirme teknikleri olarak iletildi. İletilmeyen daha nice tekniklerle neler yapılıyor bilemiyoruz ama bence yaşıyoruz…Uyanıyoruz…

Nazi Almanya’sında kaçırılan bilim adamlarının çalışmaları yıllarca büyük gizlilikle sürdürülen bu deneylerde olan bitenden habersiz insanların, küçük çocukların, akıl hastalarının ve tutukluların kullanıldığı belirlendi. Deneyler sırasında çok sayıda ölümlerin meydana geldiği bilinmektedir. Bu çalışmaların hedefi de hipnoz ve çeşitli kimyasalların kullanımı yoluyla sorgulama tekniklerinin araştırılmasıydı. Proje kapsamında insan davranışlarını kontrol etmek amacıyla kullanılan yöntemler arasında radyasyon, elektroşok, hipnoz, başta LSD olmak üzere çeşitli kimyasallar, psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimler vardı.

Ve şimdi UYAN… Bu bilgilerin ışığında Işid’in durumuna bakarsak, Müslüman oldukları söyleniyor ama birçok öldürülen Işid elemanının sünnetli olmadığı görülüyor. Namaz kılmayı, dua etmeyi bilmiyorlar ve birçoğunun Müslüman kayıtlı kişi olmadığı söyleniyor. Bu kişiler kişiliklerini yitirmiş, içgüdüsel, vahşi ve id beyin dediğimiz ilkel beyinle yani sürüngen beyinle yaşayan kişiler… Bu kadar vahşete düşkün kişinin bu kadar bir araya gelmesi nasıl oldu acaba? Ve Müslüman topraklarında sergiledikleri bu vahşeti niye Müslümanlık adını kullanıp yapıyorlar? Ölümü bu kadar göze aldılarsa, neden bu vahşeti Müslüman olmayan başka bir ülkede yapmıyorlar? Zembille gelip birden ortaya çıkıp, masum yolda yürüyen insanları öldürerek ortaya çıkan bu örgüt ne kadar araştırılıp, kaynaklarına inilebiliyor? Bu çağda durdurulamayan bu vahşet, sanki görünmez bir koruma altında…

Bunun akabinde vatanımızda olanlara bakarsak, insanlarımızın içlerindeki o vahşet noktasına ne kadar da yakın yaşıyorlar. Sanki toplum olarak bilincimiz durduruluyor ve id beyinle (ilkel beyin) hareket ediyor ve karar mekanizmamız uyuşturulmuş durumda. Bu bana bir hipnonist olarak sanki toplu hipnoz olduğumuz hissini veriyor. Belki de her nasıl yapıyorlarsa havaya, yemeğimize, içeceğimize karışan kimyasallarla ve tv yoluyla evimize giren beyin yıkama teknikleriyle bizi uyutuyorlar. Sadece kendi yaşamımıza hipnoz olmuşuz ve çevremizdeki olanlar bizi ilgilendirmiyor. Hipnoza dayanıklı ve ön bilincini kullanılabilen bir kısım var ama onlarda bunun tam ne olduğunun farkında mı sizce? Onlar ayağa kalktıkça dozaj artıyor ve bakacağız ki bir gün siz uyanabilmişsiniz ama binlerce kişi uykudan kalkamıyor. Hipnoz biraz daha derinleşmiş… Aslında bunu çıkar için yapanlar kendi yaptıkları çarkın içinde kaybolup gidecekler. O çark öyle büyüyecek ki artık kontrol edemeyecekler. Aids gibi kendi kapılarını da çalacak ve davetsiz misafir olarak ev sahiplerini de yok edecekler. Ve şimdi UYAN…

Çünkü var oluş nedenleri, niyetleri yok etmek üzere, sahip olmak üzeredir. Niyeti ne olursa olsun yerine getirirler. Ve şimdi UYAN…
Az uyu uyan ve uyanık ol! UYANIK OL!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir